Size bir telefon kadar yakınız
0850 303 20 71 (Dahili 7)
0212 437 17 15
Dil Seçin
tr

YERLİ VE MİLLİ SAVUNMA SANAYİSİNİN KURUCUSU

29.09.2018
YERLİ VE MİLLİ SAVUNMA SANAYİSİNİN KURUCUSU

YERLİ VE MİLLİ SAVUNMA SANAYİSİNİN KURUCUSU, BİR OSMANLI PAŞASI; NURİ PAŞA

Nuri Killigil Paşa, Osmanlı Devleti’nin son dönem paşalarından Enver Paşa’nın kardeşidir. 1881 yılında İstanbul’da doğan Nuri Paşa ömrünü vatanına ve milletine adamıştır desek yalan söylemiş olmayız. Gerek askeri vazifeleri, gerek askerlik hayatı sonrasında yaptığı faaliyetler hep bu necip milletin bekâsı ve felâhı ile alakalıdır.

Aile Mesleği: Askerlik

Kuleli Askeri Lisesi’nin bitiren Nuri Bey, Harp Okulu’ndan 1909 yılında mezun olarak Mülazım-ı Sani yani Teğmen olmuştur. Askeri kariyeri gerçekten parlak olan Nuri Paşa’nın askeri yeteneklerinin ailevi olduğunu görüyoruz. Ağabeyi İsmail Enver Paşa bildiğimiz üzere Osmanlı Devleti’nin şimdiki mertebesi ile Genelkurmay Başkanlığı görevini yürütecektir. Aynı şekilde amcaları Halil (Kut) Paşa’da meşhur Kut’ül Amare zaferini kazanan komutanımızdır. Gördüğümüz üzere askerlik bu aile için bir meslek…

Askeri anlamda kayıtlara geçen ilk ve önemli görev yeri Trablusgarp olacaktır. Kendisi ve gönüllü subaylar ile beraber İtalya işgalindeki yerli halkı teşkilatlandırmaya teşvik görevinde bulunacaktır. Daha sonra İtalyanların Rodos ve Adalar’a asker çıkarması, İtalya’nın Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmesi neticesinde Uşi Antlaşması yapılacak ve gönüllü subaylar Trablusgarp’tan çekilmek zorunda kalacaktır.

Birinci Dünya Savaşı’na kadar geçen süre içinde Roma Askeri Ataşeliği, Viyana Askeri Ataşe Muavini görevlerini yapan Nuri Paşa savaşın başlamasıyla merkeze çağırılacak ve daha da önemli bir göreve gönderilecektir.

Cihat İlanı ve İlk İştirak Eden Müslümanlar

Harbiye Nazırı Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa’nın Trablusgarp bölgesini iyi bilmesi ve önceki görevi esnasında yarım kalan teşkilatlandırma görevine devam etmesi sebebiyle Nuri Paşa’yı Trablusgarp’a Fahri Ferik ünvanı ile gönderir. Sebebi ise o bölgede kurulacak olan gönüllü birlikler ile İtalyanlara karşı savaşmaktır. Bu sebeple kendisi Afrika Grupları Komutanlığı’na getirilecektir ve aslında daha da önemli bir görev kendisini beklemektedir. 11 Kasım 1914 tarihinde Padişah 5. Mehmet Reşad, Halife ünvanı ile tüm dünya Müslümanlarını cihada çağırmıştır. İşte bu savaş ilanına daha doğrusu cihad çağrısına ilk iştirak edenler Nuri Paşa’nın emrinde bulunan Trablusgarp Müslümanlarıdır.

Doğu’da Kazanlar Kaynıyor

Bu olaylar gelişirken ve tüm dünya bir savaşın içinde boğuşurken ülkemizin doğu cephesi de bu boğuşmadan nasibini aldı ve Müslüman illeri bir bir işgal edilmeye başlandı. Bunun neticesinde Nuri Paşa yeni kurulan Kafkasya İslam Ordusu’nun başına getiriliyor. Burada bir ayrıntıdan bahsedelim. Kafkasya İslam Ordusu’nun kuruluşu Ocak 1918 yılına denk gelmektedir. Çanakkale Zaferi’nden sonra Rusya’da devrim gerçekleşmişti. Yeni gelen Bolşevik Ruslar savaş istemediğini belirterek, antlaşma imzaladıktan sonra orduyu dağıtmaya başlamıştır. Doğu illerimizi işgal ettikten sonra dağılan ordunun ekipmanlarını Ermeniler ele geçiriyor ve böylelikle Ermeni çeteler ülkemizin başına bela olmaya çalışıyorlar. İşte bu sebeple Kafkasya İslam Ordusu kurulmuştur.

Azerbaycan Halk Kahramanı: Nuri Paşa

Göreve gelen Nuri Paşa sırasıyla Gökçay, Salyan, Aksu, Kürdemir ve Şamahi’yi geri aldı. Bakü yoluna adım adım ilerleyen Nuri Paşa, İstanbul’dan gelen bir telgrafla yıkıldı kaldı. Telgraf, Padişah 5. Mehmet Reşad Han’ın vefatının haberini veriyor, yeni padişah 6. Mehmet Vahdeddin tarafından askerimize moral vermeye çalışıyordu. Ancak telgraf savaşın neredeyse sona erdiğini bildiriyordu.

Aynı zamanda İstanbul’da da olaylar garip bir hal almaya başlamıştı. Almanlar, ordunun Bakü’ye girmemesini, Bakü’nün Alman subaylara bırakılmasını istiyordu zaten devlet ricali de reddedecek durumda değildi. Ancak Enver Paşa, Bakü’nün bırakılmasını istemiyordu. Almanların asıl amacı ise Bakü petrolleriydi.

15 Eylül 1918 tarihinde şerefli ordumuz Bakü’ye girmiş ve halkın sevinci ile karşılaşmıştı. Bölge Ermeni çetecilerden temizlenmiş, halk huzura kavuşmuş, dükkânlar açılmış ve sokaklar dolu bir şekilde halk Nuri Paşa’yı bekliyordu ve kendisine şu güzel marşı yazdılar;

Nuri Paşa at belinde Türkiye’den, Kars’tan gelir.

Azerbaycan diye diye yenilmeyen arslan gelir.

Dalgalanan Türk Bayrağı İstiklal’dan haber verir.

Türk’ün şanlı tarihine zaman er oğlu er verir.

 

Türk’ün dövüş bayrağında doğan aya, hilale bak.

Bu yürüyüşe bu zafere, bu şanlıca celale bak.

Dalgalanan Türk Bayrağı İstiklal’dan haber verir.

Türk’ün şanlı tarihine zaman er oğlu er verir.

(Bu marşı internette “Nuri Paşa Zafer Marşı” adıyla bulabilirsiniz.)

Alman Müttefiki Mi? Türk Mü?

Bakü’nün fethi üzerine Enver Paşa dâhiyane bir telgraf çeker. Aynı gün makam odasında bulunan makineden bir adet, bir adet de evde şahsına ait olan makineden çeker. Harbiye Nezareti’nden çektiği telgrafın Almanlar tarafından kontrol edildiğini bildiği ve bir krize sebep vermek istemediği için şöyle bir telgraf çeker: “Bakü Ruslara verilecek, petrolünü Almanlar alacaktı. Neden oraya taarruza lüzum gördünüz? Niye bunu Başkomutanlığa haber vermediniz? Sizin yeriniz Kars’tır. Bakü’de ne işiniz var? Derhal Kars’a dönünüz ve bir daha Başkumandanlıktan izin almadan böyle işlere kalkışmayın.”

Bu telgraftan tam iki saat sonra evinden ayrı bir telgraf da çekecektir ve şöyle diyecektir: “Büyük Turan İmparatorluğu’nun Hazer kenarındaki zengin bir konak yeri olan Bakü şehrinin zaptı haberini en büyük meserretle (sevinçle) karşılarım. Türk ve İslam tarihi sizin bu hizmetinizi unutmayacaktır. Gazilerimizin gözlerinden öper, şehitlerimize Fatihalar İthaf (hediye etmek) ederim.” Görülüyor ki, birinci şifre Alman İmparatorluğu müttefiki Osmanlı İmparatorluğu’nun Başkumandanlığı tarafından; ikincisi Türk Enver Paşa’dan geliyordu.

İstiklal Harbi Komutanlarından

Birinci Dünya Savaşı bitmiş, ordular terhis edilmişti. Nuri Paşa ise Karabağ’a geçmişti. Ülkemiz üzerinde yeni bir kıvılcımlanma olmuş, Milli Mücadele başlamıştı. Yeni oluşum Kafkasya bölgesindeki hareketlenmelere müdahale edemiyordu. Bunu fırsat bilen Bolşevik Ruslar yani Kızıl Ordu, Azerbaycan üzerine yürüdü ve bölgeyi ele geçirdi. Nuri Paşa, bölge halkını teşkilatlandırarak birden fazla isyan hareketine öncülük etmiştir. Ruslar isyanları bastırınca Nuri Paşa Erzurum’a geldi ve Erzurum – Kars bölgesindeki fabrikaların başına geçerek, ele geçirilen silahların tamiratıyla ilgilendi. Böylelikle Doğu Cephesi’nin mühimmat eksikliğini tamamlaması bakımında İstiklal Harbi’mizin değerli bir komutanı durumuna gelmiştir. Kısa bir süre Almanya’da ailesi ile birlikte yaşayan Nuri Paşa, yeni hükümetin kurulması sebebiyle ülkeye döner ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından Yarbay rütbesi ile emekli edilir.

Fabrikatör Nuri Killigil

Cumhuriyet döneminde ülkenin gelişmesi için elinden geleni yapmış olan Nuri Killigil Paşa aynı zamanda bir fabrikatördür. Çini fabrikası açmış ancak işler umduğu gibi gitmeyince Zeytinburnu Demir Eşya Fabrikası’nı kurar. Ardından savunma sanayisi için girişimde bulunacaktır. İlk icraatı Yavuz Zırhlısı için mühimmat üretmek olacaktır. Daha sonra meşhur Sütlüce Silah Fabrikası’nı kuracaktır. Üretilen silahlar hem Milli Savunma Bakanlığı’na satılacaktır hem de yurtdışına ihraç edilecektir. Mısır, Suriye ve Pakistan bu silahların ihraç edileceği ülkelerdendir. Ancak elim bir olay sebebiyle bu satışların büyük kısmı gerçekleşmeyecektir.

Ortadoğu Yine Bildiğimiz Gibi

Yıllar boyu mazlumun umudu olan Nuri Paşa, Ortadoğu’da kurulmak istenen bir İsrail Devleti’ne de karşı idi. Bazı öngöremediği olaylar belki de ölümünü getirecekti. 14 Mayıs 1948 tarihinde Yahudi Milli Konseyi bir İsrail Devleti’nin kuruluşunu açıkladı. Bu haberden 1 yıl sonra Nuri Bey’in fabrikası Suriye’den 2000 havan topu ve Mısır’dan da 5000 tüfek siparişi almıştı. Bu siparişler kesinlikle tesadüf değildi. Ortadoğu’da başlayacak bir savaşın mühimmatları üretiliyordu ama teslim etmesi mümkün olacak mıydı?

Meclis Karışıyor

O sırada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yeni kurulan İsrail Devleti’nin tanınması meselesi gündeme gelmişti. Mebuslardan bir kısmı tanınmasını istemezken, bir kısmı da devleti tanımaktan bir zarar gelmeyeceğini beyan etmişti. Meclis dışındaki hatırı sayılan insanların da sözleri de gündeme getirilirdi. Nuri Killigil Paşa, devletin tanınmasını kesinlikle tasvip etmediğini beyan ederek, meclis içindeki bazı kişiler tarafından açık hedef haline geldi…

Kara Gün

2 Mart 1949 tarihinde Nuri Killigil Paşa’nın Sütlüce’deki Silah Fabrikası’nda yangın çıkmıştı. Tesadüfe bakın ki bu yangın Suriye’ye teslim edilecek 2000 adet havan topunun istif edildiği deponun içinde çıkmıştı. Halıcıoğlu İtfaiyesi yangına müdahale etmeye çalışıyordu ki bir büyük patlama ile civar sallandı. Ardından bir büyük patlama daha gerçekleşti. Civar evlerin camları bu büyük patlama neticesinde kırılmış ve 3 gün 3 gece sürecek yangın da başlamıştı. Haliç boyunca kara dumanlar İstanbul üstünü kaplıyordu.

Fabrikada 9 memur, 7 usta, 6 müstahdem, 105 işçi ve Nuri Killigil Paşa bulunuyordu. Nuri Paşa ile beraber 15 kişinin bedenine hala ulaşılamamıştı. O kara günde Nuri Paşa’nın kolunun yarısı ve ayağının bir parçası bulunabilmişti. Edirnekapı’da Nuri Killigil Fabrikası Şehitliği yapıldı ve bu büyük insanların parçaları cenaze namazı ardından buraya defnedildi.

Elim faciadan 16 gün sonra Azerbaycan Halk Kahramanı, Bakü Fatihi Nuri Paşa’nın sadece gövdesi bulundu. Dönemin İstanbul Müftülüğü sadece gövde için cenaze namazı kılınamayacağını bildirdi. Müftülük bu olayın üzerine imam göndermeme kararı aldı. İmamsız cenazede işçilerden biri Kur’an okudu ve gövde de şehitliğe defnedildi.

Cenaze olayından TAM DÖRT GÜN SONRA TÜRKİYE CUMHURİYETİ, İSRAİL DEVLETİ’Nİ TANIYAN İLK MÜSLÜMAN ÜLKE OLDU!!!

 Ardından mal varlığı incelenen Nuri Paşa, bize şunları gösterdi; Sadece 3 adet takım elbisesi var olduğu ve işçilerin maaşını ödeyebilmek için kredi çektiği de görüldü. İşçileri ile yapılan görüşmelerden sonra işçilerin maaşların hiç aksamadığı, maaşların ödenebilmesi için kredi çekildiği ve çalışan işçilerin de Paşa’nın eski askerlerinden olduğu öğrenildi.

Örtbas Edilecek Olan Neydi?

Patlama hadisesi 23 Mart tarihinde Meclis’te kapalı celsede ele alınıyor. Bazı mebusların ise “Örtbas etmeye çalışmayın” diye bağırdıkları işitiliyor. Haliyle tek partili mecliste muhalefet edecek parti bulunmadığından “Örtbas etmeye çalışılanın ne olduğu” hiçbir zaman bilinemeyecek.

Nokta Gençlik ve Eğitim Merkezi’mizin hedefi kurumumuzda eğitim gören her gencimizin kabiliyet ve isteğine göre İslam’a ve vatana hizmet edebilecek bir alanda istihdamını sağlamak…

İsmail ÖNDER

Editör